Bazı geceler uyku gerçekten uzak iklim. Bu aralar dolunay geldi, gitti, yakınlaştı falan bir şeyler diyorlar ama ben pek bilemiyorum o işleri. Ne zaman beni böylesine tutmasa uyku hep aynı şeyi düşünürüm. Ne garip yer dünya. 

Aslında bence hepimiz birer yolcuyuz burda. Gerçekten. Hani o anne karnından çıkışımızda ki tokatlanmada ilk ağlayışımız var ya; he işte o bence hayat yolculuğunda pilotun ‘Cabin crew slides armed and cross check’ anonsu bize. Hayata başlamada ki son düzlük ikazı yani. 

PSX_20170506_115519

Sonrası derin. Çok derin. 

Sen farkında olmasan da büyüyorsun. Ebeveynlerin büyütüyor sanıyorsun ama hayat büyütüyor aslında, farkına varamıyorsun. Yolculukta olduğunu fark etmek alıyor biraz zaman. 

Kendini öğreniyorsun önce, bu yolculuğun ilk adımı kendini öğrenmek. Ayaklar nasıl çalışır? Ne zaman yemek yenir? Yüzünün ortasında ki çıkıntı ne işe yarar? Hepsini yavaş yavaş öğreniyorsun. E yolculukta aynısı. Hadi yapmadım de! Ulaşım aracına bindiğimde televizyonu, ekranı kurcalamadım hiç de. Veyahut o koltuğun yanında ki düğmeleri ellemedim de, görevliye yemek vaktini sormadım de. Diyebilir misin? Ben de öyle tahmin etmiştim…

Hayat bir yolculuk.

Önemli olan ne kadar uzun olduğu değil ama, ne kadar kaliteli olduğu. Her daim hem de. Evet bazı hayatlar çok kısa bir zaman diliminde tükeniyor. Bazı yolcular ilk durakta iniveriyor. Sen kalıyorsun ama. Devam ediyorsun. İşte ilk durakta insen de son durağa devam etsen de önemli olan o yolu nasıl katettiğin. Bazı ecel vakitler var hayatında, zaman geçmek bilmez. Akreple yelkovan çakılır kalır yerine, kıpırdamaz. Geçsin, bitsin diye dua edersin. Bazı zamanlar olur ama ‘Aman sabahlar olmasın!’ tadında yaşarsın. Nasıl geçtiğini anlamazsın. 1 saat sanki 1 dakikaymış gibi gelir. Bitsin istemezsin. 

Hayat gerçek anlamda bir yolculuk. Bazen bir an önce inmek istediğin, bazen hiç bitmese dediğin.

Bu yolculuk esnasında çok fazla şeye maruz kalıyoruz mesela. Bazen elimizi kolumuzu bağlayacağını bildiğimiz işlere soyunuyoruz. Buna örnek vermek gerekirse, çok kısa bir zaman önce şu dünya çapında tanınmış otellerden birinde işe girdim. 2. ayın sonunda istifayı bastım. Çünkü hayat yolculuğundan keyif almak istiyorum. Ellerimi bağladıklarında, nefesimi kesmeye çalıştıklarında, beni ben yapan özelliklerimden vazgeçmemi istediklerinde kaktüs yutmuş gibi oluyordum. Alınan nefesten çok nefesimizi kesen anlardan ibarettir ya hayat. Kendi nefesinizi kendiniz kesemiyorsanız o zulümdür size. Legal köleliğin en şık simgesidir mesela kravat. Daha evet der demez dolarlar boynunuza. Sonrasında da gel demek istedikleri tarafa çekerler.

Hayat yolculuğunda gerçekten koyun emsali güdülmek istiyor musun?

Hayat, şoförünün sen olduğun bir yolculuktur aslında. Hayatında ki herkes de sana eşlik etmek için yanına gelen diğer yolcular. Evet biliyorum bazı insanların ki çok kısa sürüyor seninle. Hemen bir ayrılık. Ama bunu duygusallaştırmaya gerek yok. Kapasitenin sınırlı olduğunu unutmazsan eğer her gidenin gelecek daha iyi bir yol arkadaşı için yer açtığını bilirsin.

Arada dinlenmen gerekir. Soluklanmaya ihtiyacın olur. Korkma. Çek en yakın benzinliğe, durdur aracı ve in. Uzaklaşmadan, etrafında dolanarak ama belki kendini soyutlayarak biraz dur, düşün. Ayağa kalk. Diyorlar ya seni öldürmeyen her şey güçlendirir diye. Siktir et o palavraları. O darbeyi unutma. Seni öldürmeyen her darbe, nasıl vurman gerektiği hakkında fikir verir. Çünkü herkes kendi zayıf noktasıyla saldırır karşısındakine. İnci misali saklan kabuğuna. Bulamayacaklar, vuramayacaklar.

Bindin mi tekrar? Yolculuk devam ediyor.

Bazı yollara girmemen gerektiğini çok iyi biliyorsun. Köprüden önce ki son çıkışı kaçırmamaya dikkat et. Kendin için. Yolculuğu sıkmamak için. Pes etmemek için.

Herkesin zamanı sayılı ve herkes bir yerlere yetişme telaşında. Kendi zamanından çalacak yolcuları uğurlarken, bunu kendin için yaptığını asla unutma.  

Unutma. Unutma. Unutma. Unutma. 

Say 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7…

Geçti. Geride kaldı. Atladın üzerinden.

Yolculuklar böyledir işte. İnmeli, binmeli. Durmalı, kalkmalı. Yer yer kalabalıkken, yer yer tenha. Önemli olan kendi rotan aslında. 

Ne istediğini bil. Nereye gitmek istediğini de. Yolun olgunluk evresine vardığında nerede mutlu olacağını yolun başından biliyor ol. Kendine güven ve herkesten önce kendini tanı.

Ağzı olan her canlı konuşuyor elbet bir şekilde. Çoğunu anlamadığımızı var sayarsak eğer, anladıklarımızı da anlamazdan gelebiliriz bence. Yok saymak kadar rahatlatıcı çok az şey var.

Ve her ne yaparsan yap kaçınılmaza ereceksin elbet. 

Sona yaklaştığında benzinin tükenmemiş olsun, yol arkadaşlarınla hala gülebiliyor ol. Ve bütün bunları yolculuğa başladığın ilk evrelerden birinde iyice öğrenip felsefe edin ki rahat edesin.

Ya da boşver. 23 yaşında birini niye dinleyesin ki?

 

*Kapak görseli bana, içerik görseli şahane uçuş manzarası da canım Öykü Biçen’ e aittir.

Reklamlar