Herkese merhaba!

İn-an-ıl-maz özlemişim sizlerle bir inceleme paylaşmayı. Biliyorum biliyorum, ihmal ediyorum…

Ama olsun önemli olan telafi edebilmek bence. Bomba gibi hazırlandım bu yazıya o yüzden derhal başlamak istiyorum çünkü bunun için çok heyecanlıyım 🙂

ozcandeniz.jpg
Senden de, oğlumdan da, hayattan da ikinci bir şans istiyorum…

 

İtiraf etmem gerekir ki işin içinde Özcan Deniz olduğu için hiiç objektif olamayacağım bu yazıda. Çünkü, içinizde illa ki hatırlayanlar  vardır o diziyi, Asmalı Konak zamanından beri kendisini büyük bir heyecan ve beğeniyle takip ediyor, bulunduğu işleri kaçırmamaya çalışıyorum. Türk sineması özellikle şu son 5 yıllık dönemde çok fazla üretmeye, her alana değinmeye ve her tarzda çalışmaya başladı. İyi mi oldu, kötü mü orası tartışılır ama su götürmez bir gerçek var ki çok kaliteli ve gerçekten etkileyici işler yapan ekip sayısı çok az. Hal böyle olunca da güzel işler diğerlerinden hop sıyrılıveriyor ve ‘Aloo bu iş böyle yapılır.’ diyor. Bu film işte tam olarak onlardan olmuş.

E kapak fotoğrafında gördünüz, az önce ben de söyledim doğal olarak bu filmin altında Özcan Deniz’ in imzası olduğunu anlamışsınızdır. Kendisi filmin hem senaryosunu yazmış hem de yönetmen koltuğuna oturmuş. Çok da iyi yapmış. Yine. E tabi bir de kadın baş rol oyuncusu lazım. Çok uzaklara gitmeyin o da yabancı değil. Yine Asmalı Konak’ta baş rol olan Nurgül Yeşilçay. Aslında benim gibi o döneme bağlıysanız eğer fragmanı izlediğiniz de Asmalı Konak Hayat’ ın devamı gibi gelebilir size de lakin kazın ayağı öyle değil işte. Anlatıcam, sabır.

Baş rollerimizi tanıdık evet ama bence bir filmde yönetmen ve baş roller kadar önemli iki kişi daha var ki onlar da görüntü ve sanat yönetmenleri. İkinci Şans filminin sanat yönetmeni Demet Dinçkaya. Görüntü yönetmeni ise Olcay Oğuz. Eğer olur da denk gelip bu yazımı okurlarsa ben kendilerine buradan çok teşekkür etmek istiyorum zira uzun zamandır izlediğim yerli, yabancı filmler arasında gördüğüm en iyi görseller, sahneler, detaylardı. Unutmadan yapım şirketleri tabii ki Avşar Film ve DNZ Film.

Aslında film tam anlamıyla birbirine zıt olduğunu zanneden, öyle görünen ama aslında birbirlerinin eksik yanlarını dolduran iki kalbin hikayesi. Cemal (Özcan Deniz) halk ağzıyla ‘Kart Zampara’ olarak  tabir edilebilen, zengin, yakışıklı, orta yaş bunalımına girmiş, kendinden yaşlarca küçük kadınlarla eğlenmeyi seven ama aslında derin bir sevgisizlik ve yalnızlık içinde olduğunu kendine dahi itiraf edemeyen, kendi öz oğluna nasıl babalık yapması gerektiğini bilmeyen bir adamdır. Yasemin (Nurgül Yeşilçay) ise neredeyse tam zıttı, yaptığı yanlış evlilikten dersini almış, hayata temkinli yaklaşan, kızını ve kendini korumak için göğsünü siper eden, sürekli küçülttüğü hayatında asla birinin ona yaklaşmasına izin vermeyen, kalbini aşka tamamen kapatmış, işi kızı ve annesi arasına kendini sıkıştırarak yaşayan, bir yudum ilgiye ve sevgiye hasret bir kadındır. Dedim ya kızını korumak için göğsünü siper eden bir anne diye, aslında tam olarak da Cemal ile bu şekilde tanışıyor ve tesadüfe bakın ki kendini ve kızını korumak için neredeyse nefretle saldırdığı adama yaşadıkları tesadüfler sonucunda karşı konulmaz bir şekilde aşık oluyor. Aşk dünyanın en güzel duygusu evet, evet en güzel zamanları ömrün, evet en fütursuz halleri belki ama her aşk içerisinde şüpheye yer veremeyebiliyor. Bazen her ne kadar bazı şeyleri hatırlamak istemesek de hiç ummadık anda gelen bir mesaj, bir fotoğraf bütün hayatınızın seyrini değiştirebiliyor. Bazen 2+2 nin 4 ettiğini görmek istemeseniz de zaman size hatırlatıyor. Yasemin, Cemal’ e her ne kadar kendine yakınlaşma fırsatı vermiş olsa da işte tüm bunları unutmuyor ve kendini aşka en çok teslim etmesi gereken anda denk geldiği bir problemle bu ilişkiyi daha doğrusu dışarıdan görüneni sonlandırıyor. Kalbi yangın yeri. Kırıkları kor ateş kalbinin. Cemal’de de durum farklı değil. Ama işte o en başta her şeye engel gibi görünen zıtlıkları yine onları bir ayara getiren oluyor. Cemal kalbinin, canının kırıkları üzerinden Yasemin’ e gidiyor ve aşkına sahip çıkmak için, eski dağınıklığına dönmemek için Yasemin’ in ona gerçekleri göstermesine izin veriyor. Ve aradan geçen zamanla olayları içlerinde sindiren aşıklarımız, kalplerine daha fazla karşı koyamadan filmin sonunda, belki de hiç beklenmedik bir şekilde bir araya geliyor.

Filmin içerisinde ki diğer detaylardan, hikayeyi besleyen olaylardan çok, aşkın gerçekliğini anlatmak istiyorum sizlere. Aslında pek nadir böyle düşünürüm ama bu film bana gerçekten günlük hayatımızda karşımıza çıkabilecek bir hikaye gibi geldi. Sanki köşede ki bakkalla sohbet etsem ondan da böyle bir şey dinleyebilirim gibi. Ama bu sıradanlığından değil, doğallığından ve gerçekliğinden kaynaklanıyor. Ki aslında filmi başarılı ve güzel kılan da bu gerçeklik ve doğallık bence. Çünkü ütopik aşk hikayeleri bizleri en fazla film süresince etkilerken, böylesine hisli bir hikaye, belki de doğru mesajları alabilirsek hayatımızı değiştirecek bir hikaye olabilir. İşte bunu seviyorum ben. Bu mihval de düşündüğümde bunun altında yine Özcan Deniz’ in kalemi yatıyor çünkü Evim Sensin, Ya Sonra ve diğer filmleri de keza aynı doğallıkta bence. Kalemine sağlık üstad!

Söylemeden geçemeyeceğim, filmin ilk 20 dakikasının sonlarına doğru kardeşime dönüp; ‘Biz dramdır diye geldik ama bu bildiğin komedi filmi çıktı.’ dediğim doğrudur. Çünkü gerçekten içerisinde tüm duyguları en naif bir biçimde barındıran, seyirciyi yormayan, duygular arasında ki geçişi en doğru şekilde yakalamış bir film olmuş. Tamam belki karakterlerin hayatlarında, özellikle Cemal’ in hayatında abartılar, yok artıklar vardı illa ki ama filmin genelinde verilmek istenen duygular gayet tadında ve yeterinde olmuş. Böyle bir aşk filmine gider de hani maaşınızı kağıt peçeteye yatırır çıkarsınız ya, biliyorsunuz o filmleri, işte İkinci Şans onlardan değil. Evet hüzünlü sahneleri var, ağlama eşiği yüksek olanların dahi gözlerini dolduran sahneleri var ama insanı boğmayacak şekilde. Bu aslında senaryoyla alakalı olduğu kadar oyunculukla da alakalı bence. Çünkü oyuncular bu kadar profesyonel olunca vermek istedikleri duyguyu tek karede seyirciye aks ettirebilince hem süreyi, hem duyguyu uzatmaya gerek kalmıyor. Yeri gelmişken söyleyeyim, film gösterimi sırasında pek çok detaya dikkat ettim ve gerçekten ne devamlılıkta ne oyunculuklarda ne de ışıkta asla bir hata, bir kusur bulamadım ki genelde en az 2 3 tane bulurum. Öylesine sağlam ve dikkali bir ekip ile beraber çalışılmış ki demek ki herkes işini gerçekten hakkıyla ve dikkatle yapmış. Helal olsun.

Aslında daha çok çok fazla şeyden bahsedebilirim film hakkında ama daha fazla uzatıp hevesinizi kaçırmaktan korkuyorum. İyisi mi siz hadi kalkın film vizyondan kalkmadan gidin keyfine vara vara,benden aldığınız ön bilgilerle filmi bir izleyin. Eminim çok beğeneceksiniz.

Bu harika filmde emeği geçen herkesin kalbine, yüreğine sağlık. Biz sinemaseverler olarak umalım ki beyaz perdede böyle kaliteli ve güzel filmler sergilenmeye devam edilsin. Böylesine naif ve böylesine tatlı filmler kalbimize taht kursun.

Eğer sizlerinde önerebileceğiniz filmler varsa ve yahut bu filmle ilgili benimle paylaşabileceğiniz görüşleriniz varsa, yorumlarda buluşalım! Fikirlerinizi merak ediyorum.

Huzurla kalın.

Reklamlar