Herkese merhaba.
Bunu aslında “Üniversite ve …” isimli bir seri olarak sizlere paylaşmak istiyorum. Bu da ilk yazısı olsun. Üniversite ve Mezuniyet

 

Şimdi şöyleli bir şey söz konusu ki, geçtiğimiz Mayıs ayının 25’inde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin Turizm Fakültesi’nden Seyahat İşletmeciliği bölümünü tamamlayıp mezun oldum.

IMG-20160525-WA0018

 

6. veya 7. yaşımda başlayan eğitim maceramı 23. yaşımda sorunsuz bir şekilde tamamladım.
İlk ve orta öğreminim konusuna çok fazla girmek istemiyorum çünkü Edirne’ nin Uzunköprü ilçesinde sıradan bir öğrenciydim. Liseyi okumak için her ne hikmetse Çanakkale’ yi ve turizmi seçtim.

Hayatımda kim varsa, beni tanıyan kim varsa karşı çıktı gitmeme. Okula girebilmek için mülakata girdim. O kadar berrak bir şekilde hatırlıyorum ki o günü; annem de babam da mülakatı bırakıp eve geri dönmem için dur durak bilmeden dua ediyorlardı. Ben o gün mülakattan geçtim ve okula kaydoldum. 2012 yılının Mayıs’ında mezun oldum. Mezuniyet töreninde hocalarımın ve usta öğreticilerimin söyledikleriyle deyim yerindeyse hüngür hüngür ağlayan ailem, ne kadar iyi bir karar verdiğimi anlamış oldu.

Sonrasinda sorunsuz bir şekilde üniversiteyi kazandım.

Hani hep duyuyoruz ya “Aman canım, üniversiteyi kazan da gerisi kolay.”

DEĞİL. Asla itibar etmeyin.

Üniversiteyi kazanmak değil, bitirmekmiş olay.
Tamam kabul ediyorum okulun en zor bölümü değildi bölümüm. Ama asla sanıldığı kadar kolay bir bölüm de değil. Bunu son sene fark ettim ama olsun önemli olan bitirmeden fark edebilmekti. 🙂

Kendi üniversite hayatımın ilk yılından başlayarak ufak ufak biraz üniversite üzerine sohbet edelim istiyorum.
Dediğim gibi okulun en zor bölümü değildi Seyahat İşletmeciliği. Hatta ilk sene lisede öğrendiklerimden farklı hiç bir şey öğrenmedim diyebilirim. Derslerimin çoğu sözeldi ve kesinlikle sadece ezbere dayalı, öğrettik demek için öğretilen gereksiz şeylerdi. Sayısal olarak da 2 tane dersim vardı ve biri muhasebeydi.
Muhasebe…
Son seneye kadar alttan aldığım tek dersti muhasebe. Her sene ayağıma dolandı. Yemin ederim hiç bir şey anlamadım ve öğrenmedim o dersten. Asla bir işime yarayacağını düşünmüyorum.
Onun dışında ne varsa zaten derste dinleyerek öğrendim ve sorunsuz geçtim.
İkinci sene ve üçüncü sene sadece derslerin ezber levelleri atladı. Gittikçe karmaşıklaştı ve dersi derste dinlemek yetmemeye, ucun burun geçirmeye başladı. Son sene ise artık oturup ders çalışmak gerektiğini anladım. Benim ders çalışma anlayışım bulabildiğim bütün notları gece yatmadan önce ve sabah sınava girmeden önce okumaktan ibaret. Sizinki nedir bilemem.
Yine bu taktik ve stratejiyle son sınıf derslerimi de geçtim ama bir sorun vardı.

MUHASEBE HALA BENİMLEYDİ!

Mecburen bütlere girdim ve sınavdan çıkınca hiç düşünmeden hocanın yanına gittim. Bir insana hayatımda ilk kez yalvardım diyebilirim.
Bütler açıklandı ve artık sıkıntısız bir taze mezunum.
Mezuniyete dair herhangi bir yazı yada kepli cübbeli herhangi bir fotoğraf paylaşmadım bilerek. Çünkü o kadar kolay olmadı kabullenmek mezuniyeti.

Evvela şöyle bir şey var ki artık hayatınızda herhangi bir sınav yada ders kalmadığını bilmek, final, vize, büt stresinden kurtulmak müthiş bir duygu. Bitmek bilmeyen blok dersler, egosunu sizin üzerinizden tatmin eden hocalar, kendini prof. sanan sevimsiz araştırma görevlileri, okulun bitmek bilmeyen yokuşları… Artık hiç birine katlanmak zorunda olmamak şahane!
Ama bunun yanında biten daha çok şey var bence.
Mesela eve giriş çıkış saatlerini en basiti sayılabilir. Üniversite hayatında ki o rahatlık artık bitti.
Baba evine döneceklere müjde! Artık kendi düzeninizden, kendi rahatlığınızdan ve sorumluluklarınızda eser kalmadı.
Dost meclisinde ki sabahlara kadar sohbetler, kafana esince gecenin bir yarısı çıkıp mekana gitmeler, ev partileri, evde dilediğince uyuyabilme, günlerce eve kapanıp sezon sezon dizi izleme, kafana göre eve gelmeme, istediğin arkadaşınla gecenin karanlığında eve gelebilme, evde koloni halinde kafana göre 8 9 arkadaş yaşama ve daha niceleri. Hepsi bitti. Ve bunlar sadece ev üzerine olanlar. Bir de dostlar ve arkadaşlarla ilgili olanları var bu bitenlerin. Ki onları saymaya başladığımda hep duygu seliyim, o yüzden sonra ki yazımda bahsedeceğim. 🙂

Bitenlerin yanında yeni başlayanlardan da örnek vermek isterim ki zaten bunların yükü ağır kılan mezuniyeti. Mesela artık kesinlikle sigortalı ve maaşı güzel bir iş bulmalısınız. Kafanıza göre devamsızlık yapma imkanı kesinlikle yok. Hele ki döndüğünüz şehirde eski arkadaşlarınızı bulacağınızı sanıyorsanız, kesinlikle yanılıyorsunuz. Kimse kalmadı emin olun. Kalanlar illa ki olsa da eski samimiyet ve sıcaklık kalmadı. Yani artık arkadaş edinebileceğiniz bir ortam neredeyse yok. Tamamen bir yalnızlık başlıyor. Hazır olun.
Ama elbette ki baba evine dönmek zorunda değilsiniz kendi evinize çıkabilirsiniz. Bekar hayatınıza başlayabilirsiniz. Ki bu durumda da, hani o üniversitenin ikinci yılı eve çıkarken ikinci elciden topladıkların var ya, heh işte onlarla kurulmuyor o hayat. Borçlar, taksitler, şekli şemali düzgün bir ev bulma, bulduğun evin kirası, yada ev kredisinin taksiti. Daha sayayım mı?
Okulu bitirmek güzel bir şey belki ama sıfırdan ve çulsuz bir şekilde hayata başlamak, eve dönmek korkutucu.

Bunun dışında da bir kaç kelime etmek istiyorum.
Başta bütün bu yıllarca süren süreçte her kararımda, onaylamasalar da yanımda olan aileme, çok teşekkür ederim. Çok iyi biliyorum ki ben gurbet ellerde zorda kalmayayim diye benim için ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.

İbrahim, Ozan, Selim, Naz, Büşra, Yaprak; lise ve  üniversitenin bana kattığı en değerli, en özel dostlar. Ömrüm boyunca hiç kaybolmasınlar etrafimdan. Şimdi onları, bana hissettirdiklerini, dostluklarını nasıl özetlerim ki 3 5 cümle de…

Şuan ismini saymadığım, hayatıma giren, bir yerde, bir şekilde yollarımızın kesiştiği, bir sürü arkadaşım var daha. Acı, tatlı bir çok kez dokunduk hayatlarımıza. Bana kattıkları her şey ve benliğimin oluşmasına yardım ettikleri, beni ben yaptıkları için çok teşekkür ederim. İyi ki beni sürekli yargılayanlar da, sürekli yanlış anlayanlar da, kazık atanlar da, dost görünümlü haysiyetsizler de olmuş hayatımda. Kim olduğumu, ne istediğimi ve ne kadar eksik, kötü yanım varsa hepsinin sonuna kadar farkındayım.

Hayatımda ki herkese, bir yerde bir kez bile olsa muhabbette bulunduğum herkese, sonsuz teşekkürler.

Bu yazımda, rahatlıkta master degree ve standart bir üniversite öğrencisinin hayatını okudunuz aslında. Ama bu burda kalsın istemiyorum çünkü Üniversite ve İnsanlar hakkında daha size anlatmak istediğim, paylaşmak istediğim çok şey var.

Bu serinin bir sonra ki içeriklerinde sizlere bunlardan bahsedeceğim.
Okuduğunuz ve hayatımdan kesitleri dinlediğiniz için teşekkürler.
Huzurla kalın.

Reklamlar