Bana delibal diyorsun ya, delibalın fazlası zehir. Delibal zehir efsunum.


Herkese merhaba.

Medcezir dizisini baştan sona izlediğimi, çünkü Ay Yapımı ve Medcezir kadrosunu çok sevdiğimi sık sık dile getiriyorum. Hal böyle olunca dizinin final haftasında yayınlanan ‘AY Yapım 2016′ ya aşk filmi ile giriyor.’ haberini heyecanla takip ettim. Bekledim, bekledim, bekledim ve Delibal’ın fragmanıyla merakım düştü. Daha çok gevelemeden buyurun bir iki kelam edelim.delibal-afis

Yapım şirketi Ay Yapım, yapımcı Kerem Çatay, yönetmenimiz Ali Bilgin elbette, senaryo da Yıldırım Türker, görüntü yönetmeni Serkan Güler. Teknik ekipten bu kadar bilgi filmin buram buram aşk koktuğunu anlamaya kafi bence. 🙂

Baş roller de Leyla Lydia Tuğutlu ve Çağatay Ulusoy’un olduğu filmde; Laçin Ceylan, Hüseyin Avni Danyal, Mustafa Avkıran, Nazan Kesal, Toprak Sağlam, Bahtiyar Engin ve konuk oyuncu olarak ufak bir sahnede Defne Kayalar’ı görüyoruz.

Bir cafede tesadüfen tanışan Barış ve Füsun’un hikayesini flashbacklerle anlatan filmimiz sondan başlıyor hikayeyi anlatmaya. Barış’ın ortadan kaybolması herkesde farklı düğümler oluştururken Füsun, evin her köşesinde onun izlerini gördüğü için ve filme başlayabilmek adına tanışma anlarını hatırlatan ortak arkadaşlarını görmesiyle ilk flashback geliyor. Daha sonra benim hoş ve güzel bulmadığım bir biçimde olay Füsun’dan çıkıp Barış’ın hayatına dönüyor. Flashbackin bitmesi beklenirken, hikaye oradan devam ediyor. Çeşitli tesadüflerle ve Barış’ın büyük çabalarıyla başlayan aşk, Füsun’un gelecek korkusu yüzünden sekteye uğruyor. Bu sekteyle beraber Barış kendini kaybediyor ve büyük bir depresyona giriyor. Durumu Barış’tan hallice olan Füsun ise kimseye bir şey anlatamamaktadır fakat annesi onda bir haller olduğunu anlar. Ailesinden ilk olarak annesine durumu anlatan Füsun, annesinden büyük öğütler ve hayat dersi alır ki bence Füsun ve annesinin konuşması filmin can alıcı ve gerçeğe yakın tek yeridir. Konuşmanın ardından Füsun, Barış’ın yanına gitmeye karar verir. Yola çıktığında ablasından aldığı amansız bir telefonla aynı gün annesinin öldüğünü öğrenir. Barış’a haber vermek isteyen ortak bir arkadaşları telefonla ulaşamaz ve evini basarak durumu anlatır. Yarinin bu zor gününde yanında olması gerektiğine inanan Barış derhal herşeyi unutup sevdiceğine koşar. Aradan onların aşktan kör olduğu zamanlar geçer ve evlilik kararı alırlar. Füsun’un durumdan habersiz olan babası, bu ani evlilik kararına şiddetle karşı çıkar fakat annesinden aldığı derslerle yolunda dik yürümeye kararlı olan Füsun babasını dinlemez. Rüya gibi bir düğünle evlenen aşıklar mutludur. Gel zaman git zaman Barış hasta olduğunu öğrenir ve Füsun’a bu durumu anlatmaz. Bu aralarında bazı küçük sorunlara yol açar. Füsun’ un seyahate çıkacağı bir zamanda Barış ardında herşeyi anlattığı ve canından çok sevdiği eşine veda ettiği bir cd bırakarak kaybolur. Cd yi filmin ilk sahnesinde ev yavrucakları olan kedi yaramazlık yaparken bir çekmeceye düşürür ve bulunması zaman alır. Füsun bulduğunda ise filmimizin son sahnesine gelmiş bulunuyoruz.

Ben hayata karşı dürüst ve gerçekçi bir insanım; o yüzden cümlelerimi ağdalamam çok fazla, direk ve net olarak aktarırım.

Kurgusu, senaryosu, çekimleri gerçekten çok iyi bir film olmuş lakin, gerçeklikten uzak, tamamen ütopik bir aşk hikayesi. Özellikle son sahnede Barış’ın monologu, teşbihte hata olmaz derler, bence komik. Bir çokları filmin son sahnesinde ağlayıp, yüz suyu dökerken ben gerçekten sahneye anlam veremedim ve duygudan yoksun buldum. Filmde genel olarak zaman mevhumu çok fazla karıştırılmış mesela. Biz aynı günün devamı zannederken bir olayı, aslında aradan haftalar geçmiş ve bunu bir sonra ki sahnede anlıyoruz. Duygular çok abartılı ve gösterişli aksettirilmiş. Ayrıca söylemeden edemeyeceğim; yakın plan yapılan bir çekimin devamında kocaman bir devamlılık hatası yapılmış. Galada da mı dikkatlerini çekmemiş yahu?

Duygulandıran ama ağlatmayan, güldürmeyen ama tebessüm ettiren kurgusu ve teknik ekibi sağlam bir iş olmuş. Teknik ekip ne kadar sağlamsa oyuncularda bir o kadar vasat ama. İşin ehli ve tiyatrodan sinemaya geçmiş bir kaç oyuncu dışında, baş roller dahil olmak üzere oyunculuklar donuk, toy ve vasat. Her zaman tekrar ediyorum; çok güzel yada çok yakışıklı olmak, iyi oyuncu olabilmek demek değildir. Baş rol kızımız gerçekten güzel biri ama bence Kiralık Aşk dizisinde ki yardımcı oyuncu performansı, baş rol performansından çok daha iyi. Nitekim Anadolu Kartalları’ nda ki baş rol performansıyla göz dolduran, uzun soluklu ve başarılı bir çok işe imza atmış, yılın en iyi erkek oyuncusu ödülünü almış Çağatay’ ında Leyla Lydia’ dan aşağı kalır yanı yok. Güzellikler yerinde ama oyunculuklar geliştirilmeli.

Heyecanla beklediğim bir iş olduğu için belki bu kadar didik didik ettim. Belki ekibin daha önce ki işlerini bildiğim için bu kadar inceledim ama benim beklentim çok daha yüksekti. Sinemada izlediğim için pişman mıyım? Hayır. Bir daha izler miyim? Evet. Ama söylediklerimin de arkasındayım.

Herkesin bakış açısı ve yorumu farklı elbet, o sebebten bence siz de bir izleyin filmi.

Sizlerde eğer görüşlerinizi, önerilerinizi veya yorumlarınızı benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum.

Huzurla kalın.

Reklamlar