Herkese merhaba.
Daha önce sizlerle burada paylaştığım yazımda kendimle ilgili bazı şeyleri itiraf etmiştim. Dürüst ve hoş bir yazı olduğuna inandığım için ikincisini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Daha önce ki yazımın uzun olmasından sebep okunmayacağını tahmin ediyordum lakin gelen yorumlar beni ziyadesiyle memnun ediyor. O yüzden daha çok yazmak, sizlerle daha çok beraber olmak istiyorum. Lafı da daha fazla uzatmadan derhal itiraflarıma başlıyorum efendim. 🙂

Her gece uyumadan önce Farid Farjad dinlediğimi itiraf ediyorum. Keman Ağlıyor ve Golha favori iki parçam.

Orta okul yıllarımda raper, lise yıllarımda ise rocker dım. Şimdi ise her iki müzik türüne de uzak kafama esen her türlü kaliteli müziği dinlediğimi itiraf ediyorum.

Güneş gözlüğü kullanmayı çok sevsemde itiraf ediyorum ki dereceli gözlüklerimi takmayı sevmiyorum.

Pop müzik albümlerinin tamamını dinlemeye katlanamıyorum.

Dinlediğim ve çok sevdiğim sanatçıların albümlerini sadece yasal internet ortamlarından satın alıyorum.

Kartonetleri çok sevsemde artık kullanışsız oldukları için almadığımı itiraf ediyorum.

Şu aralar kaybolup kaybolup bir köşede youtuberların vloglarını izlediğimi itiraf ediyorum.

İzlediğim dizileri, filmleri tekrar tekrar izlemeyi sevdiğimi de itiraf ediyorum. Bu doğrultuda çok sevdigim bir filmi 4 yılda 43 kez izlediğimi de belirtmek isterim. Ciddiyim.

Beyaz basic tshirt yerine, beyaz casual tshirt giymeyi seviyorum.

Benim ilgilendiğim noktaları çok az olsa da Blog by Mine Canan‘ın blogunu okumayı, geçmiş yazılarını kurcalamayı seviyorum.

Bileklikleri saatlere göre daha çok seviyorum.

Marketten abur cubur almaya gittiğimde elimin ilk gittiği bisküvinin Cici Bebe olduğunu itiraf ediyorum. Ve hala süte batırıp yiyorum. İnanılmaz bir lezzet.

Her ne kadar asitli içecekleri çok fazla tasvip etmesemde Yedigün Bodrum Mandalina ile aşk yaşıyorum.

Oyunculuk ve senaryoları berbat yeni dönem yaz dizilerini sırf dalga geçmek için dahi olsa izlediğimi itiraf ediyorum.

Çanakkale’ yi, Muğla ve Tekirdağ’dan çok daha fazla seviyorum.

Çok ileri düzeyde olmasa da ırkçı olduğumu utanarak itiraf ediyorum ve bu halimden nefret ediyorum.

Bir gün kimsenin bana ihtiyacının kalmamasından ve yalnız, sevilmeyen bir adam olarak yaşlanmaktan inanılmaz korkuyorum.

Şort giymeyi, pantolon giymekten daha çok seviyorum.

İzlediğim aksiyon filmleri yüzünden bilinç altıma yerleşen şeylerden çok korkuyorum. Örnek verecek olursam; köprüde yürürken köprünün çökmesinden, prize bir şey takarken çarpılmaktan, gece geç saatte aynaya uzun süre bakmaktan vs.

Alerjim ve fobim sebebiyle hayvanlardan çok çekiniyorum ama bu beni bir hayvansever olmaktan alıkoymaz. Bana cani muamelesi yapmanızdan nefret ediyorum.

Her ne kadar film izlemeye kalktığımda elim ilk sanat filmlerine gitse de, en sevdiğim film türünün bilim kurgu olduğunu itiraf ediyorum.

Şu aralar orta yaşlı bir akraba edasıyla Facebook üzerinden arkadaşlarıma yorumlar ve paylaşımlar attığımı ve bundan büyük zevk aldığımı itiraf ediyorum.

Klasikleşmiş arkada manzara ile yada sevimli bir şey ile fotoğraf çekilmekten zerre kadar hoşlanmıyorum.

Şu aralar çok sıkı takip ettiğim dizileri dahi izlemedigimi ama herkese izliyormuş gibi davrandığımı itiraf ediyorum.

Ve son olarak bu aralar içimde ki coşkunun sebebinin yazın bitip, sonbaharın gelmiş olması olduğunu itiraf ediyorum.

Eylül yılın en güzel zamanı!

Ve böylece bir İtiraf Ediyorum’un daha sonuna gelmiş bulunuyoruz sevgili arkadaşlar. Dürüst olmaktan ve itiraf etmekten korkmayın. Sizlerinde itiraf edeceklerinizi yorum veya mesaj yoluyla benimle paylaşmanızdan mutluluk duyarım.

Huzurla kalın.

Reklamlar