Simsiyahım ben. Sanki soğurulmuşta arındırılmış renklerim. Çıksamda havada güneş varken yağmura, gökkuşağı vurmuyor yüzüme.

Simsiyahım ben, gece gibi. O yüzden hep karışıyorum ben geceye belki. Son kalem yıkıldı az önce. Dayanağım kalmadı. Ellerim kir pas! Tutuna bilmek için hayata bir nedene ihtiyacım var. Geçtiğim tozlu yollar, dikenli hayat büyütmedi beni. Vermedi bana hayata tutunabilmek için bi neden. Herşey sanki bi camın ardında gibi. Derinlik yok. His yok. Yarın sabaha uyanmak için en ufak bir neden yok.

Herşey bi camın ardında. Ve ben burda yalnız. Sesimi kaçınız duyacaksınız? Kaçınız beni dinlemek için susacaksınız? Farkında mısınız herkes yalnız. Gece sarılıp uyuduğunuz sevgiliniz sizi terk etmesin diye kaç takla atıyorsunuz? Bütün olaylara çerçevelerle bakıyorsunuz. Herşeyin uyması gereken bir çerçeve varmış gibi.

Simsiyahım ben gece gibi. Elimde değil ki yaratılışım bu belki. Sokağa çıktığınızda hiç tanımadığınız birine gülümsediniz mi? Bir pencerenin ardında gibi izliyorum herşeyi, herkesi. Etrafım boş. Etrafım karanlık. Uzaklarda uzak bana yakınlarda. Anlamını yitiriyor herşey. İçtiğim sudan, yediğim etten, dinlediğim müzikten keyif almıyorum artık. Kelimeler, sizi de boğuyor mu kelimeler? Camın diğer tarafındakilerin söylediği kelimeler. Bitmek bilmeyen kelimeler. Herkes konuşuyor. Herkes bir keşmekeşin içerisinde. Uzak hissediyorum kendimi herşeye, herkese. Cam o cam ayırıyor sanki beni. Kim koydu o camı? Ne zamandır orada o? Ne zaman böyle tatsızlaştı hayat?

Size de oluyor mu bu?

Şimdi bir dakikalığına kendinizi düşünün,  hayatınızı, yaşadıklarınızı ve yaşamakta olduklarınızı. Ne için yaşadığınızı düşünün, nelerden keyif aldığınızı. Bakın aynaya. Korkmayın aynaya bakmaktan. Ne gösterebilir ki size? En fazla kendinizi görürsünüz, korkmayın. Gözlerinizin içine bakın. Ne görüyorsunuz?

Heyecan?   Umut?   Neşe?

Ben daha şimdi baktım aynaya. Kendi gözlerime. Hiç bir şey görmedim. sadece bir çift göz. Umut yok. Neşe yok. Heyecan yok. Sadece varım ve bu kadarım. Yaşadıklarımı düşündüm gözlerime bakarken. Nerelerden geçtim, kaç hayata dokundum, bu dünyaya ne iz bıraktım diye düşündüm. Kendime döndüm sonra. Aynaya yeniden baktım. Gözlerime. Yarın sabaha niçin uyanmam gerektiğin düşündüm. Hiç bir neden bulamadım. Herkesin sendromunu çektiği pazartesiyi düşündüm. Pazartesi ne değişecek? Ne için ermeliyim pazartesiye diye düşündüm. Neden yaşadığımı düşündüm. Hayallerimi. Ailem, çevrem, herkes ‘Bu senin hayatın, nasıl biliyorsan öyle yap.’ diyor. Neden ben kendimi özgür hissetmiyorum peki? Bu benim hayatımsa neden bu kadar çerçeve? Ben neden bu camın ardındayım?

Simsiyahım, ben gece gibi. Sanki soğurulmuşta arındırılmış renklerim. Birinin, bir şeyin bir ışık açması lazım bana.

Çekip alınmalıyım bu siyahtan. Boğulmadan. Daha fazla kararmadan. Duyuyor musunuz sesimi?

Benim işte! Buradayım, bu camın ardındayım.

Reklamlar