Herkese merhaba!

Aslında o kadar çok şey var ki şu an sizlerle paylaşmak istediğim… Hangisinden başlasam, nasıl anlatsam bilemiyorum.

Çanakkale… Aslında hakkında çok fazla şey söylenebilir ve bir o kadar da söylenemez benim için. Çocukluktan gençliğe geçtiğim, ilk gençlik yıllarımda sokaklarında dolu dolu 4 yıl geçirdiğim, beni ailemden ayırıp, hayata hazırlayan, içimdeki sanat mevhumlarını tamamen ortaya çıkaran, sokakları tarih kokan, rüzgarları efsaneler fısıldayan şehir…

2012 yılının temmuz ayında tamamen elimi eteğimi çektim oradan, ama bir parçam hala orada. 4 yılımın tamamında yanımda olan, ‘Kardeşim’ derken gözlerimin parladığı İbrahim orada, ilk kez aşkı hissettiğim, Pasaklı Kontes’im orada. Daha bir çok şey sayabilirim ayrılırken bıraktığım orada.

Ama bugünün önemi apayrı. 100 yıl, tam 100 yıl önce bugün kazanıldı Çanakkale Deniz Zaferi. Ne büyük gurur. Ne büyük şeref Türk milleti için.

Burada sizlere tarih dersi tadında şeyler söylemek istemiyorum. Zaten hepimiz bu haklı gururumuzun hikayesini biliyoruzdur diye umuyorum. Tarih derslerini de pek sevmem ama konu Çanakkale zaferi olunca orada bir duraklamak gerektiğini, pür dikkat dinlemek gerektiğini, bu zaferin tüm detaylarını araştırmak, bu zaferi konu edinmiş tüm filmleri izlemek gerektiğini düşünüyorum.

Çanakkale’ yi, şehitlikleri, Gelibolu yarım adasını ilk kez gezdiğimde 5. sınıf öğrencisiydim. Rehberimiz anlattıkça doldum, rehberimiz anlattıkça coştum bu zaferle. O gün kendime bir söz verdim, ‘Tarihin tekerrür etmemesi için, burada yatan atalarımızın üzerimizde ki hakları için boş bir öğrenci olmayacağım. Ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için kendi payıma düşeni yapıp kendimi sürekli geliştireceğim.’ demiştim.

Kendimi geliştirmeye ve değişmeye bir çocuk için en zor olan şeyi yaparak başladım ve ailemden ayrıldım. Çok zor zamanlar geçirdim, hala geçiriyorum ama pişman değilim. Herkes ailesinden ayrılsın demiyorum elbette ama herkes kendini geliştirmeye bir yerden başlasın diyorum.

Belki bu zafer beni çok etkilediği için, belki Çanakkale’ de gördüklerim için bu konuya gerçekten çok önem veriyorum. Şu an bizim ülkemiz için atalarımız gibi, abidelerimizde ismi yazan şehitlerimiz gibi savaşma imkanımız yok ama ülkemiz için Atatürk’ ün dediği gibi muasır medeniyetler seviyesine çıkabilmemiz için kendimizi geliştirme imkanımız var. Çıtamızı sürekli daha yukarıya taşıma imkanımız var.

Doldukça doluyorum,coştukça coşuyorum konu hakkında konuştukça. Keşke bugün sadece Çanakkale’ de değil ülkemizin her yerinde anma törenleri olsa, bu zafer coşkuyla kutlansa…

Aslında daha söylenebilecek, üzerine konuşulabilecek çok şey var ama haddim olmayan şeyler söylemek, büyüklük taslıyor gibi görünmek, yanlış anlaşılmak istemem.

Huzurla uyu şehidim.

Çanakkale Deniz Zaferi’ mizin 100. yılı kutlu olsun!

Şiir yazmak haddime olmadığı için sizlerle bu zaferi konu edinmiş en çok sevdiğim şiiri paylaşmak istiyorum.

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle ‘bu: bir Avrupalı’
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!

(Şiirin tamamı için tıklayınız.)

Heyecanıma ortak olup, sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim.

Huzurla kalın.

Reklamlar